6 Aralık 2010 Pazartesi

Bordo Bulamacı Nasıl Hazırlanır?

Bordo Bulamacı (BB) çok sayıda fungal ve bakteriyel hastalıklara karşı kullanılabilen bir tarım ilacıdır. Özellikle sonbaharda (yaprakların ¾’ü ya da tamamı döküldüğünde %2 dozda) ve ilkbaharda (gözler uyanmadan önce %1 dozda) meyve ağaçlarına BB uygulandığında; ertesi yıl çıkabilecek potansiyel olarak bulunan pek çok hastalığa (yaprak delen, yaprak leke hastalıkları, monilya, bakteriyel kanser, mildiyo, kara leke…) karşı etkili ve ekonomik bir mücadele ilacı olmaktadır. Sonbahar ve ilkbaharda BB kullanılmadan bazı bakteriyel hastalıklarda mücadelede tam başarıya ulaşmak mümkün değildir.

BB kullanıma hazır halde ilaç bayilerinde bulunabileceği gibi bakır, sülfat (göztaşı) ve kireç ile hazırlanıp kullanılması da mümkündür. Küçük miktarlarda ve hazırlamanın zor olduğu durumda hazır BB kullanmak daha uygundur. Ancak hazır BB kullanılması halinde kullanma dozunun önceden iyi bilinmesi gerekmektedir. Diğer bazı bakırlı ilaçlar (bakır hidroksit, bakır oksiklorit, bunların kalsiyum, kükürt, maneb ve mancozeb ile karışımları) da aynı amaca yönelik olarak kullanılabilir.



Bordo Bulamacı Uygulamalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

BB’nin hazırlanışı:
BB’nin kullanılacak zamana göre dozları da değişmektedir. Meyve ağaçlarına sonbahar ve ilkbaharda uygulanacak koruma amaçlı genel kullanım dozları %2 ve %1’liktir. Aşağıda örnek olarak verilen %2’lik BB’nin hazırlanışı esas alınarak %1 ve diğer oranlarda BB hazırlanabilir.

%2’lik BB’nin hazırlanışı (1.000 litre için) Gerekli madde ve malzemeler:

- 20 kg. göztaşı ve 20 kg. sönmüş kireç, yeteri kadar temiz su
- 40–50 litrelik 2 adet plastik kova
- Yaklaşık 1 m. uzunluğunda ağaçtan iki adet sopa

a) 20 kg. sönmüş kireç, bir plastik kovaya konur ve üzerine bir miktar temiz su ilavesiyle karıştırılarak ayran kıvamına getirilir.

b) Benzer şekilde 20 kg. göztaşı ayrı bir plastik kovaya konur ve üzerine bir miktar temiz su ilavesiyle karıştırılarak 40–50 litreye tamamlanır.

c) İlaçlama tankı (örneğin; 1 tonluk) deposuna bir miktar su (100–200 litre) konur. Bunun üzerine önce “a” maddesinde anlatıldığı şekilde hazırlanan sönmüş kireçli su tankın süzgecinden geçirilerek boşaltılır. Daha sonra ilaçlama tank deposuna “b” maddesinde açıklandığı şekilde hazırlanan göztaşı eriyiği yine tank süzgecinden geçirilerek boşaltılır.

İlaçlama tankı su ilavesiyle 1.000 litreye tamamlanır. Böylece %2 lik 1.000 litre BB hazırlanmış olur.

Budama Nasıl Yapılır?

Birinci Yıl
                Dikimi takip eden yaz ayları başında şekil verme işlemlerine başlanır. Sürgünler 7,5-10 cm olunca yaz budamasına başlanır. Fidanın üst tarafına yakın dik büyüyen bir dal lider olarak seçilir. Dar açılı çıkan dalların açıları kürdan, mandal, kamış gibi malzemelerle genişletilmelidir. Yaz aylarında süren sürgünlerden 4-6 tanesi ana dal olarak seçilir.
Diğer sürgünler çıkartılır. Lidere yakın olup onunla rekabet edecekler çıkartılır. Böylece birinci oluşturacak dallar seçilmiş olur.Durgun dönemde birinci katı oluşturan dalların en üstündekinin 50-60 cm yukarısından liderin tepesi vurulmalıdır. Yan dalların ucu ¼ oranında kesilir. Yan dalların ucu lider seçilen daldan aşağıda olmalıdır.

İkinci Yıl
                Birinci katın 50-60 cm üzerinden ikinci bir kat oluşturulmalıdır. İkinci kat olarak 3-5 dal seçilir. Dalların açıları geniş olmalı, gövde ile dal arası açı 45-600    arasında olmalıdır. Yeni oluşturulan ikinci katın dalları birinciden daha kısa olmalıdır. Böylece alttaki dallar gölgelenmez. Ana dalların ucu son göz aşağı bakacak şekilde 1/3 oranında kısaltılmalıdır. 

Üçüncü Yıl
                Her yıl ana dalların ve liderin ucundan 1/3 oranında kesilir. Ağaç çeşidine, toprak ve iklim durumuna göre 8-12 ana dal olgun verim çağında bir ağaçta bulunmalıdır. İhtiyaca göre 3. bir kat da oluşturulabilir. Ölü dallar, hastalıklı ve kırılmış dallar budanır. Bu işlemlere ileriki yıllarda da devam edilir. 

ÜRÜN (VERİM) BUDAMASI :

                Şekil  verme  işlemi tamamlanan ağaçlarda fizyolojik denge oluşturulmuştur. Kurulan bu dengenin uzun süre muhafaza edilmesi gerekir. Ürün budamasında dikkat edilecek hususlar:
        Ana dallar tek tek ele alınmalı, bunlar üzerinde dikine büyüyen birbiri üzerine gelen dallar var ise çıkartılmalıdır.
        Ana veya yardımcı dallardan çıplaklaşmaya yönelenler kısa kesilerek boş yerlerde yeni dalların oluşturulmasına çalışılır.
Meyve dallarından bir kısmı özellikle yaşlı olanları kesilerek atılır.
Kuru, hastalıklı veya zayıflamış dallar diplerinden kesilerek çıkarılır.Bir ana veya yardımcı dal üzerinde fazla miktarda meyve dalı oluşmuş ise bunlar arasında seyreltme yapılır.Verim budamasında dal bükme ve eğmelerine yer verilmemeli, dallar ancak bağ olarak kullanılmalıdır.Meyve ağırlığı nedeniyle eğilerek açıları genişlemiş dallar diğer dallara bağlanarak eski hallerine getirilir.

GENÇLEŞTİRME BUDAMASI :


GENÇLEŞTİRME BUDAMASI :

                Verimden düşmüş   yaşlı ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler oluşturarak yeni bir taç oluşturulmasına gençleştirme budaması denir. Gençleştirme budamasında önce kurumuş, sık ve birbiri üzerine gelen dallar çıkarılır. Geri kalan dallarda da kısa budamalar yapılarak ağacın tacı küçültülmüş ve yeniden kuvvetli sürgün oluşumu sağlanmış olur. Gençleştirme budaması yapılan ağaçların ana dalları ve gövdeleri üzerinde birçok obur dallar, kuvvetli sürgünler oluşur. Bunlardan yalnız yeni tacın oluşumu için gerekli olanlar bırakılır, diğerleri tamamen çıkartılır.
                Verimden düşmüş   yaşlı ağaçlarda yeniden kuvvetli sürgünler oluşturarak yeni bir taç oluşturulmasına gençleştirme budaması denir. Gençleştirme budamasında önce kurumuş, sık ve birbiri üzerine gelen dallar çıkarılır. Geri kalan dallarda da kısa budamalar yapılarak ağacın tacı küçültülmüş ve yeniden kuvvetli sürgün oluşumu sağlanmış olur. Gençleştirme budaması yapılan ağaçların ana dalları ve gövdeleri üzerinde birçok obur dallar, kuvvetli sürgünler oluşur. Bunlardan yalnız yeni tacın oluşumu için gerekli olanlar bırakılır, diğerleri tamamen çıkartılır.

Dinelnem Dönemlerinde Bahçeye Neler Yapılmalıdır?

Meyve ağaçları Sonbaharda havaların soğuması ile birlikte yapraklarını dökerler, vejetatif gelişmesini tamamlayarak kış dinlenmesine geçerler. Bu durum ilkbaharda havaların ısınıp gözlerin patlama devresine kadar devam eder. Bu dönem takriben 1 Kasım-20 mart arası bir dönemdir.

Bu dönemde ağaçlar dinlenmeye çekildiği gibi bahçelerimize musallat olan hastalık ve zararlı etmenleri de toprağın 15 cm altında, ağacın gövde , çatlak ve kabukları altlarında yere dökülen yaprak ve meyve üzerinde kuruyan dal ve sürgünler üzerinde geçirirler.

Örneğin;

Yumuşak çekirdeklerin en önemli hastalıklarından olan karaleke hastalığnın askosporları kışı yere dökülen yaprakarda ve ağaç üzerlerindeki sırçalı dallar üzerinde geçirirler. Yine yumşak çekirdekli meyve ağaçlarenen en önemli zararlılarından olan elma iç kurdu kışı dalların çatlakları arasında, kuru dallar üzerinde, gövdedeki yarıklar arasında larva halinde geçirirler.Sert çekirdekli meyve ağaçlarının önemli hastalıklarından

Bakteriyel ve dal kanseri etmeni, kışı hasta ağaçların kanser yaralarında, gözlerde, çatlaklarda, yapraklarda, kurumuş dallarda ve bazı yabancı otlar üzerinde geçirirler.

Yazıcı böcekler kışı, kabuk altında diyapoz halinde, yaprak bitleri ağaçların dal ve sürgünleri üzerinde yumurta halinde, Armut Pisilidi (Ballık) kışı ağacın gövde ve dallarındaki kabuk çatlaklarında, yere dökülen dallar üzerinde geçirirler.

Kırmızı örümceklerin bazı türleri toprak yarıklarında bazı türleri ağacın gövde ve dalları üzerinde geçirirler.

Kiraz sineği pupa olarak, manas larva olarak kışı toprakta geçirirler

İlkbaharda havaların ısınması ile birlikte bu etmenler kışladıkları yerlerden çıkarak ağacın dal, sürgün ve yaprağına taşınarak ağaca zarar vermeye başlarlar. Bu zararlılarla mücadelede sadece kimyasal mücadele yerine entegre mücadeleye önem verilmeli , faydalı canlılar korunmalı, kültürel mücadeleye ağırlık verilmelidir.

Sonbaharda veya erken ilkbaharda toprak işlemesi yapılarak, toprakta kışı geçiren bazı canlıların yuvası bozulmalı, yabancı otlar yok edilmelidir. Yabancı otlar üzerinde bazı canlılar kışı geçirebilmekte, yabancı otların çok olduğu bahçelerde fareler fidan köklerine da çok zarar verebilmektedir. Bu nedenle bu dönemde yabancı otlar yok edilmelidir.

Budama yapılarak budama artıkları, yere dökülen yaprak ve meyveler, kuruyan dallar toplanıp imha edilmelidir. Bu şekilde bahçedeki etmenlerin populasyonu azaltılmış, baharın daha az ilaçlama yapmış oluruz.

Sert çekirdeklilerde bakteriyel kanser veya yumşak çekirdeklilerde Erwinya (Ateş yanıklığı) hastalığı o yıl görülmüş ise Sonbaharda %2’lik bordo bulamacı yapılmalıdır. İlkbaharda gözler patlamadan önce bordo bulamacı tekrarlanmalıdır. İlkbaharda gözler patlama döneminde %1 veya %2’lik bütün meyve ağaçlarına bordo bulamacı sigorta ilaçlaması olarak yapılmalıdır.

Meyve ağaçlarında 3 yılda bir kabuklu bit varsa her yıl olmak üzere gözler patlamadan sert çekirdeklilerde 1 ay önce, yumuşak çekirdeklilerde 15-20 gün önce kış ilaçlaması yapılmalıdır.

Kış soğuklarından zarar görmemesi için, sulama ve gübreleme bodur meyve ağaçları hariç 10 Eylül’de kesilmelidir. Aksi takdirde vejatatif gelişme devam edeceğinden ağacın kış soğuklarından zarar görmesi sözkonusudur. Ağacın ve bağın yaprakları doğal dökülmeye bırakılmalıdır. Bu yapraklar meyve hasatından sonra nişasta ve şeker depolayıp, ağacın kış soğuklarından korunmasını sağlayacaktır.

Gübreleme sonbaharda veya erken ilkbaharda yapılabilir. Bu dönemde fosfor ve potasyum içerikli gübrelerle, hayvan gübresi verilmelidir. Hayvan gübresi yanmış olmalı, bahçeye atıldıktan sonra bekletilmeden toprağa karıştırılmalıdır. Kompoze gübreler ağacın taç izdüşümüne 15-20 cm derinliğe verilmelidir. Fosfor ve potasyum içerikli gübreler hemen yarayışlı hale geçemediği, toprakta hareketinin yavaş olduğu için bu dönemde (sonbahar veya erken ilkbahar) derine bırakılmalıdır.

Don Olayından Korunma Yöntemleri

Tarım ürünlerini don olayından korumak için çok çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Her yörenin iklim durumu, o yörede uygulanan tarım şekli, yetiştirilen bitki özelliği tarım işletmesinin imkanları göz önüne alınarak bu yöntemlerden en uygun, en pratik ve en ucuz olanı seçilmelidir. Tek bir yöntemle önlem alınabileceği gibi gereken durumlarda birkaç yöntem birlikte uygulanarak don olayının zararı önlenebilir. Önemli olan konu, doğru ve en etken olan yöntemin seçilmesi ve doğru şekilde uygulanmasıdır. Genel olarak bu konuda 2 yöntem kullanılır.



AKTİF YÖNTEMLER:
A) Atmosfere Giden Radyasyonun Durdurulması ( Suni Sis ):


Havaya su buharı püskürtülerek yapay bulut oluşumu(sis) ile atmosfere giden radyasyon engellenebilir. Duman perdesi veya dumandan oluşturulan yapay bulutlar radyasyon kayıplarını önleme çalışmalarında kullanılmıştır, fakat bu yöntemlerin etkinliği hakkında uygulanan duman perdesinin görünen yoğunluğu ile karar vermek imkansızdır. Duman perdesinde oluşturulan parçacıklar yerden uzaya giden uzun dalga radyasyonunu yakalayabilmelidir. Bulut içerisindeki su damlacıkları yapay olarak oluşturulan duman perdesindeki çok küçük parçacıklardan daha etkili olduğu belirlenmişti.


B) Isı Yalıtımı:

Ürünleri dumanla kaplamak için toksin olmayan protein köpükleri kullanılır. Bu yöntem mekanize olması nedeniyle bazı avantajlara sahiptir ve köpük bitkiler üzerinde uzun süre kalabilir ve beklenen ardıl don olayları için koruyucu olur.


C) Havanın Karıştırılması:

Tipik radyasyonlu geceler boyunca yer ile temas halinde olan hava soğur ve yüzeye yakın seviyelerde soğuk bir hava tabakası oluşur. Yerden 150 m. yükseklikteki bir hava tabakasındaki sıcaklık, yer seviyesindeki sıcaklıktan fark edilecek derecede daha sıcaktır. Sıcaklığın yükseklikle arttığı bu gibi özel durumlar sıcaklık terselmesi (inverziyon) olarak adlandırılır. Normal günlerde yükseklik ile sıcaklık azalır. Don zararı soğuk hava tabakası ile ilgilidir. Fakat üst seviyelerdeki daha sıcak hava ile aşağıdaki daha soğuk havanın karıştırılmasıyla don zararı en aza indirilebilir. Yere yakın seviyedeki soğuk hava ile üst seviyelerdeki daha sıcak havanın karıştırılması sonucu inverziyon bozulur ve yere yakın soğuk hava tabakasının sıcaklığı birkaç derece arttırılır. Bu durum rüzgar makineleri fanlar ve hatta helikopterler kullanılarak başarılabilir.

Rüzgar makineleri ile don mücadelesinde başarıya ulaşmak için don beklenen gecelerde öncelikle inverziyonun şiddeti belirlenmeli ve daha sonra rüzgar makineleri kullanılmalıdır. Zayıf inverziyon şartları altında rüzgar makinelerinin kullanımı sınırlandırılır. Şiddetli inverziyonların meydana geldiği bölgelerde don ile mücadele maliyetleri korunan ürünün ekonomik değeri dikkate alınarak belirlenmelidir.


D) Direk Hava Ve Bitki Isıtması:

Radrasyon yoluyla yeryüzünden atmosfere giden ısı kaybının giderilmesi için en yaygın ve en kolay yöntem uygun ısıtma ekipmanları kullanmak veya küçük ateşler yakmaktır. Bu yöntemle arazilerde veya meyve bahçelerindeki sıcaklıklar belirli ürünler için kritik sıcaklık değerlerinin üzerinde tutulabilir. Dünyanın birçok bölgesinde ısıtma yöntemi, yaprağını dökmeyen Akdeniz meyveleri ve yaprağını döken diğer meyve ağaçlarının bulunduğu alanlarda düzenli ve iyi organize edilmiş olarak uygulanmaktadır.

Bu yöntemde odun, kömür veya mangal kömürü kullanılabildiği gibi dizel yağlar da çeşitli tip ve büyüklüklerdeki uygun ekipmanlar yardımıyla yaygın olarak kullanılırlar. Bu yöntemle ilgili olarak ısıtıcı modellerinin geliştirilmesi bitkilere toksik etkisi nedeniyle dumanın yok edilmesi alet içinde oluşan isin ve kullanılan yakıtın azaltılması çalışmaları önemini korumaktadır.

Isıtıcılar bütün araziye etkili olacak şekilde dağıtılmalı(75–200 adet/ha), fakat arazinin daha soğuk kesimlerinde ısıtmanın iyi yapılabilmesi için rüzgarın geliş yönüne daha fazla ısıtıcı konulması uygun olacaktır. Bitki için gerekli olan hava sıcaklığının artmasıdır, fakat aynı zamanda ısıtıcılarla yayılan ısının da önemi büyüktür. Yağ ve gaz ısıtıcıları havayı konveksiyon (ısınarak yükselme) yoluyla ısıtırlar, fakat ısıtıcının tipine bağlı olarak ekipmanların sıcak yüzeyleri tarafından meyve bahçelerine yayılan ısı toplam ısının %10 -30’unu oluşturmaktadır.

Çok sayıda yakılan küçük ateşler az sayıdaki büyük ateşlere göre havayı ısıtmada daha etkilidir. Büyük ateşler etrafa yayılmadan hızlıca yükselip inverziyon tavanını delerek soğuk ve sıcak havanın iyi bir şekilde karışması için gerekli sirkülasyonu engelleyecek sütunların oluşmasına neden olabilir. Büyük ateşler sadece inverziyonun tavan tabakasına zarar vermez, aynı zamanda hızlıca soğuk havanın içine çekilerek zararı faydasından fazla olur. Eğer bir bölgede bir mevsim boyunca 2–3 defadan fazla don olayı görülmezse ısıtma yöntemi uygun ve ekonomiktir. Daha fazla don görülen bölgelerde ısıtma ekonomik değildir.

Seralarda elektrikle ısıtma, araziye uygun kalorifer sistemi ile ısıtma bazı ülkelerde kullanılan pahalı yöntemlerdir. Ancak bu yöntemlerde korunacak ürünün ekonomik değeri esas alınmaktadır.


E) Su Uygulaması:
Don olayını önlemede bir yöntem olan üstten sulama veya yağmurlamanın belirgin bir yararı vardır ve dikkate değer bir öneme sahiptir. Bu uygulama geniş bir su kaynağı uygun sulama ekipmanları ve iyi bir toprak drenajı ister. Bu yöntem sadece üzerindeki buz yükünü taşıyabilecek bitkilerde uygulanabilir.

Yağmurlama yönteminde bitki, su soğuduğu ve donduğu zaman radyasyonla kaybolan ısıyı kazandırmak için eritme ısısını ortama verir. 1gr veya 1cm3 suyun 1derece soğuması için 1 kalori ısı açığa çıkar, fakat bitki için daha önemli olan durum 1gr suyun donması için 80 kalorinin açığa çıkmasıdır. Eğer yaprak veya tomurcuk ince bir su filmi kaplanırsa suyun donmasıyla ısı açığa çıkar ve bitki sıcaklığının 0 derecenin altına düşmesi engellenir. Bu su filminin olabildiğince sürekliliği sağlanmalıdır, bu sayede bitki üzerinde buz tabakaları oluşmasına ve ortam sıcaklığı donma noktasının altına düşmesine rağmen bitki sıcaklığı donma noktasının altına düşmeyecektir.

Güvenli bir uygulama olan ıslak termometre, sıcaklığı donma noktasına ulaştığı zaman yağmurlama işlemine başlamaktır. Yağmurlama işlemi bitki dokularının dayanabilmesi için mümkün olduğu kadar sürdürülmelidir. Uygulama hava sıcaklığı 0 derecenin üzerine çıkıncaya kadar devam ettirilmelidir.

Yağmurlama sistemi ürün kaybına neden olabilen birkaç dakikalık kritik devreyi engelleyecek veya kesecek şekilde tam ve sürekli olarak su örtüsü sağlamalıdır. Yağmurlama sisteminin önceden test edilmesi gereklidir. 12–20 saniye aralıklarla çalışan küçük yağmurlayıcılardan daha tatmin edici sonuçlar alındığı Davis (1955) tarafından bildirilmiştir. 90 saniye aralıklarla çalışan daha büyük yağmurlayıcılar -5 derecede domates bitkisi üzerinde etkili olmamıştır. Tekrarlanan uygulamaların daha kısa aralıkları yaprak yüzeyindeki daha düşük sıcaklık değişimlerini netice vermiştir.


F) Toprak İşleme Ve İdaresi:
Don zararlarını en aza indirebilmek için; toprak nemli yabancı otları temizlenmiş düzeltilmiş ve pekiştirilmiş olmalıdır. Don tehlikesi olan dönemlerden önce toprak üzerindeki ürünler organik madde artıkları ve yabancı otlar sürülmeli ve toprak sıkıştırılmalıdır.
 

G) Kumlama:
Bu yöntem hem pahalı hem yüksek işçilik hem de toprağın yapısını etkilemesi nedeniyle uygulanması güç bir yöntemdir. Kum materyalinin kolay ısınması ve radyasyon yoluyla yavaş soğuması bu yöntemin olumlu yanıdır. Her yıl ince bir kum tabakasının don riskli alanlara serilmesi şeklinde yapılır. İnce kum aynı zamanda buharlaşmayı (kendi bünyesindeki su miktarı çok az olduğundan) en alt seviyeye indirir.


H) Çiçeklenmeyi Geciktirme:
İlkbaharda meydana gelen son don olaylarının çok sık görüldüğü yerlerde meyve ağaçlarının çiçeklenme devresinde don olayından fazla zarar görmemesi için çiçeklenmenin geciktirilmesi amacıyla ağaç dipleri 1m çapında açılarak kar veya buz kalıpları konur.

I) Zorlanmış Hasat:

Birçok durumda geniş bir ürün topluluğunu zorunlu hasat yoluyla dondan korumak mümkündür. Don veya donma sıcaklıkları ile ilgili bir tahmin önceden kullanıcılara ulaştırılmış ise bölgedeki çiftlikler olgun meyveleri, sebzeleri ve diğer ürünleri acil olarak toplayabilir, aksi takdirde arazi üzerinde kalır ve don tehlikesine hedef olur. Bu durum geceleri bile devam edecek uzun saatler süren ekip çalışmasını getirir. Toplanan ürünlerin korumalı yerlerde depo edilmesi zorunludur.


PASİF YÖNTEMLER:

A) Yer Seçimi:

Don riski taşıyan bölgelerde mümkün oldukça zirai faaliyetler yapılmamalıdır. Eğer tarım yapılması düşünülen bölge, don tehlikesine maruz ise farklı mevsimlerde don hadisesinin görülme ihtimali muhtemel şiddeti ve havada dağılımı araştırılmalıdır.

Bu konu ile ilgili olarak dikkatler çok iyi bilinen don boşlukları (frost hollows) veya don çukurlarına (frost pockets) yöneltilmelidir. Don boşlukları herhangi bir yükseklik seviyesinde meydana gelebilir ve genellikle doğal veya yapay olarak oluşmuş şiddetli rüzgarlardan korunan ve içine soğuk hava hareketi olmayan küçük vadiler (oluklar) veya alçak basınç merkezleridir. Bu don bölgeleri özellikle don zararlarına açıktır ve bu bölgelerde zirai faaliyet yapılmamalıdır.

Bir eğim veya nehir kenarı boyunca yer alan ağaçlar, çalılar ve engebeli mera, soğuk hava akışına engel olabilir ve don olukları meydana getirebilirler. Genel olarak aşağı yönde akış hızı 2m.sec–1 değerini geçmez, ancak engebeli arazilerde soğuk hava engelleri olarak oluşabilen hava karışımları ve dalgalanmaları kırılır veya üzerinden aşılır ve hava bir nabız atışı karakterinde eğim aşağı hareket eder.

Alçak bölgelere doğru akan soğuk havanın doğal ve yapay engellerle önü kesilmelidir. Eğer bu tip engeller yoksa don çukurları olarak tanımlanan düşük rakımlı bölgelerde soğuk havanın çökmesiyle don hadisesi görülür ve bu durum hava olaylarına bağlı olarak birkaç gün sürebilir. Doğal engeller ağaç sıraları, çalılar demiryolu ve otoyol duvarlarıdır. Soğuk hava eğim yönünde aşağı doğru akarken engeller tarafından tutulur ve yönü değiştirilerek bitkilerden uzaklaştırılır. Köşeli ve eğimli doğal bir engel soğuk havanın yönünü değiştirir ve bu şekilde hassas bitkiler korunur. Sık ağaçlar ve çalılar ve çalılar arasında eğime uygun küçük boşluklar bırakılarak soğuk havanın uzaklaştırılması gerekir.

Yakın çevredeki geniş su yüzeylerinde don riski daha düşüktür ve kuzey yarımküre için güneye bakan eğimlerde dikilen çit bitkileri kuzeye bakan eğimlerdeki çit bitkilerine göre don zararına daha az maruz kalır. Güney yarımkürede bu durumun tersi söz konusudur. Genel olarak bölgelerin iklim özelliklerine göre ürün çeşitleri ve yurdumuza uygulaması aşağıda verilmiştir.  

Bölgelerin Özellikleri Ve Yetiştirilmesi Uygun Olan Ürünler:

İlkbaharda hemen hemen don olayı görülmeyen bölgeler(Akdeniz kıyıları)

Seyrek olarak don olayı görülen bölgeler(Doğu Karadeniz Kıyıları)
Bölgenin yüksek kesimlerinde turunçgiller ve sert çekirdekli meyveler bölgenin alçak kesimlerinde don olayına hassas çeşitler;
Don olayının orta sıklıkta görüldüğü bölgeler(Ege ve Marmara kıyıları)
Bağ çeşitleri;
Dona açık bölgeler (Ege, Marmara, Karadeniz, Akdeniz iç kesimleri)
Don olayına daha dirençli bağ, armut ve elma çeşitleri;
Don etkisi altında olan bölgeler (İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu)
Don olayına en dayanıklı bağ, armut ve elma çeşitleri.

Zirai üretim için don zararlarına karşı koruma yöntemlerinin hiçbirisi güvenli dönemin uzunluğundan daha önemli olamaz. Bitki yetiştirme döneminin uzunluğu ile ilgili bilgiler don tehlikesine açık bölgeler için uygun tür ve çeşitlerinin seçiminde ziraat ile uğraşanlara önemli ölçüde yardımcı olacaktır. Bu verilerden belirli ürünler için ortalama güvenli dikim tarihleri elde edilebilir.

Don tehlikesine hassas bölgelerin haritalanması için birçok yöntem literatürde açıklanmıştır. Bunlardan bazıları topografik ve klimatolojik haritaların esas alındığı masa çalışmalarıdır. Diğer kısmı ise detaylı alet ölçümlerine dayanan ve farklı arazi ölçümleri tarafından desteklenen çalışmalardır. Alet ölçümlerine dayanan yöntem en yaygın olanıdır ve farklı yaklaşımların geniş oranda uyguladığı yöntemdir. Aletlerin tipleri ve kullanışlılığı gözlemlerin yoğunluğu ve gözlem süresinin uzunluğu (genellikle birçok don dönemi) gibi faktörler yönetimin yararlı olmasında önemli etkenlerdir.


Bitki İdaresi:


Bitkilerde uygulanacak farklı işlemler, bitkilerin don olayına karşı direncini artırabilir ve en az zararla kurtulmasını sağlayabilir. Bu işlemlerin uygulanabilir ve ekonomik olması önemlidir. Bu işlemlerden bazıları aşağıda belirtilmiştir:

En fazla hava akımına imkan verecek bitki dikimi, önerilen tarihlerden önce bitki dikimi yapılmaması, iyi toprak verimliliği ve uygun su kaynaklarının yararlı etkilerini sürdürmek; don olayına karşı dayanıklılığı artırmak için kimyasallar ve bitki hormonları kullanılmasıdır. 

Bitki Seçimi ve Üretimi:

Aynı tarihte çiçeklenen belirli meyvelerin çeşitleri dayanıklılık konusunda belirgin farklılıklar gösterir. Bundan dolayı hassas olanların çıkartılması ve dirençli olanların üretilmesi don riskini azaltacaktır. Daha geç çiçeklenen elma türleri (çeşitleri) sert kışlık buğday, yulaf çeşitleri ve dona daha dayanıklı çilek çeşitlerine, don olayına hassas bölgelerde her zaman ihtiyaç duyulur. Yapılacak çalışmalarda başarı, hassaslık veya dayanıklılık ile ilgili nedenlerin açıklamasında sağlanacak gelişmelere bağlıdır. En uygun bitki seçimi ile ilgili genel bilgiler aşağıda verilmiştir;

Don meydana gelen bölgelerde ve şiddetli iklimlerde uzun boylu gelişen bitki türleri seçilerek hassas çiçekler veya meyveler yer seviyesindeki soğuk havadan uzaklaştırılarak korunur.
Vadi tabanlarında, dar havzalarda, çukur bölgelerde dona hassas bitkilerin yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır. Dağlık bölgelerde ve tepelerde güneye bakan daha sıcak eğimler bağ meyve ve erkenci patates için en uygun yetiştirme alanlarıdır. Göl, rezervuar nehir gibi geniş su kütlelerine yakın bölgelerde don riski daima azdır. Ağaçlık alanlar soğuk havayı saptırarak eğim aşağı uzaklaştırırlar. Bu nedenle ağaçlık alanların korunması önemlidir.

Dona hassas bitkilerin yetiştirildiği arazilerde toprak işlemesinden kaçınılmalıdır.

Don riski olan bölgelerde dona hassas bitkilerin özellikle yonca arazileri, çayır, tahıl çalılık fidanlık yakınlarında yetiştirilmesinden kaçınılmalıdır. Don riskinin arttığı zamanlarda herhangi bir şekilde toprağın gevşetilmesinden kaçınılmalıdır. Don olayına hassas bitkilerin yetiştirildiği yerlerde don tehlikesi başlamadan önce yabancı otlar temizlenmeli, ancak başka hiçbir kültürel işlem yapılmamalıdır

Kiraz Bahçesi Hakkında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kiraz Bahçesi Tesisinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1) Kiraz bahçesi rakım 500-1800 m olan yerlerde kurulmalıdır.
2) Bahçe toprağı analiz ettirilerek kiraz için uygun olup olmadığı belirlenmelidir.
3) Toprak yapısına ve iklim koşullarına uygun anaç ve çeşit seçilmelidir. Örneğin, kurak ve kireçli topraklarda idris anacı tercih edilmelidir.
4) Bahçeler tek çeşitle kurulmamalıdır. Tek çeşitle bahçe kurulması yetersiz döllenmeye veya hiç döllenmemeye sebep olmaktadır. Ben düşmeden hasada kadar olan sürede yağmur çatlaması zararına karşı tek çeşitle bahçe kurulmaması gerekmektedir. Her kiraz bahçesinde en az 4-5 çeşit bulunmalıdır. Çeşitlerin seçiminde ise birbirlerini dölleyebilir nitelikte olmasına dikkat edilmelidir. Döllenmede uygun çeşit seçiminin yanı sıra bahçede arı da bulundurulmalıdır. Genel bir oran olarak 9 bitkiden 8 tanesinin esas çeşit birisinin dölleyici olarak dikilmesi yeterlidir. Kiraz bahçelerinin tesisi aşamasında her çiftçinin zaten belirlediği temel bir çeşidi vardır. Bu şekilde bahçede bir çeşidin ağırlıklı olması da tabiidir. Yalnız kirazda yaklaşık bütün çeşitler kendisiyle uyuşmadığı için, grup kısırlığı da söz konusu olabilmektedir. İyi bir verim için birbirini iyi dölleyebilir çeşitlerin bulunması, ekolojik faktörlerden kaynaklanan riskin azaltılması, 1,5 aylık bir süre boyunca pazara kiraz sunulabilmesi, hasatta işçilik v.b. gibi yönlerden dolayı sıkışmamak için iyi bir çeşit planlaması gereklidir. Türkiye'nin ihracat şansının en yüksek olduğu ve en popüler çeşit "0900 Ziraat" dir. İhraç edilen ülkelerde "Türk Kirazı" diye unvan almış çeşidimizdir.
5) Fidan Dikim sıklığına dikkat edilmelidir. Dikim, mutlaka dikim tahtası kullanılarak yapılmalıdır. Kiraz dikiminden önce arazi tesviye edilmeli ve 90 cm aralıkla dip kazanla Ağustos-Eylül ayında sürdürülmelidir. Kısmi taban suyu veya su birikme gibi problem oluşacak ise 40-50 m aralıkla hendekler oluşturulmalıdır. Fidanlar en uygun sonbaharda dikilmeli ve dikim sırasında çukurlara bir kürek yanmış ahır gübresi atılmalı veya 100 gr Triple Süperfosfat ile 100 gr Amonyum Sülfat dikim toprağına karıştırılmalıdır. Yamaç arazilerde baklava dilimi, sıra arası 5-6 m, sıra üzeri 3-4 m şeklinde olabilir. Taban arazilerde ise dikilen çeşide bağlı olarak sıra arası ve üzeri iyi havalanacak, güneşlenecek ve ağaç yan dalları birbirine girmeyecek şekilde dikilmelidir.
6)Fidan Dikimden sonra tepe kesiminde acele edilmemesi gerekir. Bu işler gözler iyice kabardığında yapılırsa yeni oluşacak ilk kat dallar daha geniş açılı oluşur.

Eğer daha önce yetiştiricilik yapılan bir alanda dikim yapılacaksa bahçe kurulacak yerin toprağı ilkbahar, yaz aylarında derin bir şekilde sürülmelidir. Sonbaharda arazi üzerindeki kesekleri kırmak, dağıtmak ve araziyi tesviye etmek için tırmık veya diskharrow çekilerek arazi dikime hazır hale getirilir.Tesviye işlemi yapıldıktan sonra yaklaşık 1 metre aralıklarla baklava dilimi şeklinde patlatma yapılmalıdır. Patlatma işlemi en kurak Ağustos ve Eylül aylarında yapılmalıdır. Ayrıca 40-50 m. Arayla drenaj kanalları açılırsa çok iyi olur.
Kiraz fidanı dikilmeden önce mutlaka toprak analizleri yardımı ile, bahçe kurulacak alanın topraksal özellikleri ve içeriği belirlenmeli, yapılacak uygulamalar analiz sonrası ortaya çıkan değerler ışığında yapılmalıdır. Toprağın hazırlanması sırasında genel olarak yapılabilecek uygulamalar ; Gerekli olduğu taktirde dikim öncesi dönüme 3-4 ton çiftlik gübresi (2-3 sene yanmış), dönüme 25-50 kg TSP yada DAP, dönüme 20-40 kg potasyum sülfat uygulanabilir.Uygulama sırasında gübreler pulluk yardımı ile derin sürüm yapılarak, toprağın 20-25 cm derinliğine ulaştırılır.

Erik Yetiştiriciliği Hakkında Bilinmesi Gerekenler

ERİK YETİŞTİRİCİLİĞİ

     Erikler Asya - Avrupa kökenli türler, Japonya - Çin kökenli türler ve Kuzey Amerika türleri olmak üzere 3 gruba ayrılırlar. Asya – Avrupa grubunda Giant, Presedent, İtalyan, Sugar, Stanley, Karagöynük, Köstendi, Diamond,Victoria ve Can erikleri ( Papaz, Can, Aynalı, Havran); Japonya – Çin grubunda Climax, Santa Rosa, Beauty, Formosa; Kuzey Amerika grubunda Golden Beauty ve Robinson çeşitleri sayılabilir.
2. ERİĞİN EKOLOJİK İSTEKLERİ
2.1. İKLİM İSTEKLERİ
Erik türlerinin iklim istekleri birbirinden farklıdır. Can erikleri ılıman, Avrupa erikleri kışı daha soğuk geçen soğuk ılıman, Japon erikleri ise kışı soğuk geçmeyen ılıman veya sıcak ılıman iklimlerde en uygun şekilde yetişirler. Birçok meyve türünde olduğu gibi erikte de soğuklama ihtiyacı vardır. +7.2 °C’ nin altında can erikleri 400- 500 saat, Japon erikleri 600 saat, Avrupa erikleri ise 1000 saatin üzerinde soğuklama istemektedir.
Eriklerde soğuğa ve dona hassasiyet çiçeklenme ve genç meyve döneminde artar. Bu nedenle erken çiçek açan Can ve Japon eriklerinin kış ve ilkbahar donlarının sık olduğu bölgelerde yetiştirilmesi sakıncalıdır. Açmış çiçekler –2.2 ile –0.6 °C’ ye dayanabildiği halde, genç meyveler –1.1 ile –0.6 ° C’ de zarar görmektedir.
 2.2. TOPRAK İSTEKLERİ
Erik toprak açısından çok fazla seçici meyve değildir. Saçak köklü olduklarından az derin topraklarda da yetişebilirler. Toprağın çok kumlu olduğu durumda erik ağacının ömrü kısa olur. Bu tür topraklarda Japon çeşitleri tercih edilmelidir. Killi topraklarda    P. domestica (Avrupa eriği) ve P. cerasifera ( Can eriği), kurak topaklarda ise badem anaç olarak kullanılır. En uygun toprak PH’ ı  6.5’ dir.
3. DÖLLENME BİYOLOJİSİ
Erik türünde çeşitler döllenme türüne göre kendine verimli, kendine kısmen verimli ve kendine kısır olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Bu nedenle kendine kısmen verimli ve kendine kısır çeşitlerle bahçe kurarken mutlak suretle tozlayıcı çeşitler kullanılmalıdır.  Tozlayıcı çeşit seçerken tozlayıcı çeşidin  bahçe kurduğumuz çeşitle aynı anda çiçeklenmesine ve bol miktarda çiçek tozu üretmesine dikkat edilmelidir.
                                  
4. ÇOĞALTILMASI ve ANAÇLARI
Genel olarak aşı ile çoğaltılmaktadır. En fazla kullanılan aşı metodu da “Durgun Göz Aşı” sıdır. Kullanılan anaçlar ise erik, şeftali, kayısı ve bademdir.
4.1. ANAÇLAR
4.1.1.Tohum Anaçları
4.1.1.1. Myrobolan Eriği
Türkiye’de can eriği anaçları olarak bilinen ve Prunus cerasifera türü içinde yer alan bu anaçlar, eskiden beri pratikte yoğun olarak kullanılmaktadır.
Ağır ve nemli topraklarda iyi adapte olurlar. Nematodlara, kök çürüklüğüne ve kuraklığa dayanıklıdırlar.
Myrobolan eriği çöğürleri Avrupa (P.domestica) ve Japon (P.salicina) kökenli çeşitlerle iyi uyuşmasına karşılık can erikleri ile şeftaliler için anaç olarak kullanılması uygun değildir.
Myrobolan çöğürleri  üzerine aşılı erik ağaçları büyük taçlı ve çok verimli olurlar. Sağlam yapılı olan ağaçların ömürleri de uzundur.

4.1.1.2. Marianna Eriği
Bu anacın P.ceresifera ile P.munsoniana’nın tabii hibritlenmesi sonucunda meydana geldiği tahmin edilmektedir. Nemli topraklarda da iyi gelişen bu anacın kültür çeşitleri ile uyuşması genel olarak iyidir. Ancak President çeşidi ile iyi uyuşmaz. Meyveleri küçük olup kırmızı renklidir.

4.1.1.3. Şeftali Çöğürü
Erik için orta kuvvetli bir anaçtır. Sıcak, tınlı topraklarda kullanılabilir. Bazı sofralık erik çeşitleri ile iyi uyuşmadığı tesbit edilmiştir. Şeftaliye aşılı erik ağaçları erken meyveye yatar ve meyveleri erken olgunlaşır. Nematodla bulaşık topraklarda, erik yetiştiriciliği için Nemaguard şeftali çöğürleri anaç olarak kullanılmalıdır.

4.1.1.4.  Kayısı Çöğürü (Zerdali)
Özellikle nematodlu bölgelerdeki kumsal topraklarda eriğe anaç olarak kullanılabilir. Japon erik çeşitleri bu anaç üzerinde Avrupa eriklerine göre daha iyi gelişme gösterir. Zerdali anacı erikler için, ancak nematodlu bölgeler için anaç olarak düşünülmelidir. Zerdali, erikler için kuvvetli bir anaçtır. Sıcak, süzek ve kireçli topraklara uygundur. Zerdali anacı üzerine aşılı  eriklerde meyve kalitesi ve verim üzerine aşılı eriklerde meyve kalitesi ve verim üzerinde olumlu etki yapar.

4.1.1.5. Badem Çöğürü
Bazı erik çeşitleri örneğin D’Agen, badem çöğürü üzerinde başarıyla yetiştirilmektedir. Badem Çöğürü erik için orta kuvvetli bir anaç olup, kuru, kireçli ve taşlı topraklar için uygundur. Bademe aşılı eriklerde meyve kalitesi ve verim orta derecededir.
4.1.2.  KLON ANAÇLARI

4.1.2.1.  Pixy
Bodur bir anaçtır. Pixy anacı üzerine aşılı eriklerde %30 oranında gelişmeyi kısıtlamaktadır. Bu nedenle yüksek bir dikim sıklığı sağlar. Pixy anacının kullanıldığı erik bahçelerinde dekara 100-200 ağaç düşmektedir. Bütün erik çeşitleriyle iyi bir uyuşma gösterir. Bu anaca aşılı eriklerde 2.yıl ürün alınabilmektedir. Meyve kalitesi, iriliği açısından olumlu bir etki gösteren Pixy anacının üzerine aşılı erik çeşitlerinin meyvelerinde yüksek oranda şeker görülür.

4.1.2.2.   Myrobolan B
Erik çeşitleriyle büyük ölçüde iyi bir uyuşma gösterir. Stool Bed Layering daldırma metodu ve yeşil çelikle kolay üretilmektedir. Buna karşılık odun çeliği ile üretimde köklenme yüzdesi çok düşük bulunmuştur.
Kuvvetli ve verimli ağaçlar oluşturur. Verimli, kurak topraklar ile killi ve gevşek topraklar çok iyi adapte olurlar.

4.1.2.3.      Myrobolan GF-31
Çok kuvvetli bir anaçtır. Yeşil çelikle çok başarılı üretilmektedir.

4.1.2.4.      Marianna GF 8-1
Bu anaç ağır- nemliden, kumlu- kireçli topraklara kadar değişik topraklarda çok iyi sonuçlar vermektedir. Ağır topraklara dayanıklılığı Myrolandan daha iyidir. Çok verimli ağaçlar yapar. Yeşil çelikle ve Stool Bed Layering daldırma metoduyla kolayca çoğaltılabilir.

5. BAHÇE TESİSİ
Kışı ılık geçen bölgelerde sonbaharda, kışı soğuk geçen bölgelerde ise ilkbaharda fidanlar dikilir. Erik bahçesi kurulacak arazi dikimden 1-2 ay önce mümkünse sonbaharda derin olarak sürülür ve drenaj sorunu varsa drenaj kanalları açılarak arazi tesviyesi yapılır. Dikim yerleri işaretlendikten sonra 60 x 60 cm. boyutunda ve 50 cm. derinliğinde çukurlar açılır. Dikim aralığı 4 x 5, 5x5, 6x 6 veya 7x7 metredir. Dikimden önce fidanlara kök tuvaleti yapılır. Fazla uzamış, yaralanmış, kuru, kırık veya kıvrık olan kökler kesilip atılır. Fidanın tepesi 80- 100 cm’ den, varsa yan dalları 2 –3 göz üzerinden kesilir. Fidan dikimi dikim tahtasıyla yapılmalı ve aşı noktası toprak seviyesinin üzerinde kalacak şekilde dikim yapılmalıdır. Çukurun dip kısmına yanmış çiftlik gübresi ve çukurdan çıkan toprak karıştırılarak çukurun dip kısmına konulmalıdır. Dikimden sonra can suyu verilerek fidanın yanına herek dikilir. Kendine kısmen verimli veya kendine kısır çeşitlerle bahçe kurulacaksa 8 ağaca bir tozlayıcı olacak şekilde bahçe tesis edilmesine dikkat edilmelidir.
6. YILLIK BAKIM İŞLEMLERİ

6.1. Toprak İşleme :
Erik bahçeleri sonbaharda 1 , ilkbaharda 2 kez yüzeysel olarak sürülmelidir. İlkbaharda ağaç dipleri çapalanır.

6.2. Sulama :
Yıllık yağış miktarı 750 mm’ den az olan bölgelerde düzenli olarak yaz aylarında sulama yapılmalıdır. Mayıs ayının 2. Yarısından itibaren sonbahar yağışlarına kadar geçen süre içerisinde toprak yapısına da bağlı olarak  8- 12 kez sulanmalıdır.

6.3. Gübreleme :
Erik ağaçlarına verilecek gübre miktarı yaprak ve toprak analizi sonuçlarına göre saptanmalıdır. Gübre miktarında ağacın yaşı, verim durumu, toprak yapısı ve ekolojik koşullarda etkilidir. Kimyasal gübrelerden fosfor ve potaslı gübreler kış başında; azotlu gübreler ise kış sonunda ilkbahar gelişmesi başlamadan önce verilmelidir. Azotlu gübreler ağacın gelişimi üzerine; bor ve kalsiyumlu gübreler ise meyve kalitesi üzerinde etkilidir. Her yıl dekara 2 – 3 ton yanmış çiftlik gübresi verilmesi faydalıdır. 2 yılda bir yapılan yeşil gübreleme ise toprağın fiziksel yapısını düzeltmesi bakımından uygundur.

6.4. Budama :
Modifiye Lider tipi terbiye şekli Avrupa ve yerli bütün eriklere tavsiye edilir. Özellikle çok mahsuldar Japon eriklerinde kırılmaya mani olmak için kuvvetli çatal dalların meydana getirilmesine büyük bir dikkat gösterilmelidir.
Bazı çeşitler dik, bazıları da yaygın geliştiklerinden budama buna göre yapılmalıdır. Örneğin; bir Japon eriği olan Santa Rosa ve Wickson dik büyüdüklerinden , bunlarda yaygın büyüme teşvik edilmelidir. Halbuki Burbank eriği yaygın büyüdüğü için biraz daha dik büyümesi teşvik edilmelidir.
İlk büyüme mevsimini takip eden kış devresinde çalı dalları (yan dallar) gövdeden itibaren 40-75 cm.’den kesilirler. Odun dalları ve diğer arzu edilmeyen dallar çıkartılırlar. Daha sonra budamalar uç almaları istenilmeyen dalların çıkartılması, dal, dalcıkların yan dallar üzerinde iyi yerleştirilmesi şeklinde olur.

6.5. Meyve Seyreltmesi :
Seyreltme el ile, mekanik olarak veya kimyasal maddeler ile yapılır. Özellikle Japon erikleri ile bazı Can eriklerinde aşırı yüklenme olmaktadır. Ancak can eriklerinde ağaçtaki meyveler aralıklı olarak hasat edildiğinden her meyve toplama işlemi seyreltme yerine geçmektedir. Diğer türlerde el ile seyreltme Haziran dökümünden sonra ve her 5 cm.’de bir meyve olacak şekilde bırakılır. Mekanik seyreltme çekirdek sertleşmeye başlamadan önce gövde sarsıcıları ile yapılır. Kimyasal seyreltme ise; tam çiçeklenme döneminde DN – 289, Elgerol 30 veya Elgerol 318 ile yapılır.
7. ERİK ÇEŞİTLERİ

7.1. CAN ERİKLERİ
Yeşil turfanda olarak tüketilen bu eriklerde meyveler Nisan-Mayıs aylarında toplanır. Olgun olarak tüketilen Aynalı çeşidi ise Haziran ortasında toplanır. Ağaçlar sıkı dallı, yaygın taçlı 4-8 m. yüksekliğindedir.

7.1.1. Papaz
Meyve orta büyüklükte(15-17 g) yuvarlak, kabuk rengi parlak koyu yeşildir. Tatlı, sulu ve gevrektir. Kendine kısmen verimlidir. Bilinen en iyi tozlayıcısı Aynalı’ dır.

7.1.2. Can
Papaza nazaran daha yuvarlak, açık yeşil ve mayhoş ve suludur. Et dokusu incedir. Olgunluk ilerledikçe yeme kalitesi artar. Meyve ortalama 15-20 gram ağırlığındadır. Kendine verimlidir.

7.1.3. Kebap
Papaz ve Can’ a nazaran daha büyük meyveli (10-13 g) basık, yuvarlak, parlak, koyu yeşildir. Tatlı ve gevrektir. Kendine verimlidir.

7.1.4. Havran
Papazdan 10-15 gün sonra toplanır. Açık yeşil renkte 17-20 gram ağırlığında ve mayhoştur. Kabuğu diğerlerine göre daha ince, çekirdeği küçüktür. Kendine verimlidir.

7.1.5. Aynalı
Meyve sarı zemin üzerine kırmızı yanaklı, sulu, mayhoş, 35-40 gram ağırlığındadır. Kendine verimlidir.

7.2. JAPON ERİKLERİ

7.2.1. Formosa
Meyveler 55-60 gram ağırlığında ve kalp şeklindedir. Sarı zemin üzerine morumsu kırmızı renkte, meyve eti sarı, sulu, ince dokulu, gevrek, tatlı ve aromalıdır. Haziran sonunda olgunlaşır. Tozlayıcıları, Santa Rosa, Wickson ve Beauty çeşitleridir.      

7.2.2.Santa Rosa
Formasa ile aynı anda olgunlaşan 55-60 gram ağırlığında meyveleri olan bir çeşittir. Kabuk koyu mor renkli,çok puslu ve caziptir. Meyve eti koyu pembe-kırmızı,tatlı, sulu, aromalıdır. Formosa, Methley, Burmosa, Beaty, Golden Japon veya Wickson tozlayıcı olarak kullanılır.

7.2.3.Climax
Formosa çeşidinden bir hafta sonra olgunlaşır. Meyve yumurta şeklinde,kabuk kırmızı-mor,sarı benekli kalındır. Meyve eti sarı, yumuşak, sulu, orta tatlı ve çok aromalıdır. Tozlayıcısı Santa Rosa’ dır.
Bilinen bu çeşitler dışında temmuz ayı ortalarında olgunlaşan Red Heart, Temmuz sonunda olgunlaşan Burbank; Ağustos ortasında olgunlaşan Daurte, Reubunnel, Burmosa, Nubiana, Laroda ve Wickson gibi sofralık değeri yüksek yeni çeşitlerde yetiştirilmeye başlamıştır.

7.3. AVRUPA ERİKLERİ

Kurutmalık olmakla beraber sofralık olarak tüketilmeye uygun olanları da vardır. Kendine verimlidir. Ağaçları seyrek dallı, dik, yayvan veya sarkık taçlıdır. 12 metreye kadar yükselebilirler.

7.3.1. Stanley
Ağustos sonunda olgunlaşır. Meyve ortalama 58 gram ağırlığında, yumurta şeklinde, mor-siyah renklidir. Meyve eti sarı, gevrek ve tatlıdır.

7.3.2. Giant
Ağustos ortasında olgunlaşan, ortalama meyve ağırlığı 55 gram, koyu kırmızı-mor renkte, tatlı bir çeşittir.

7.3.3. President
Temmuz sonunda olgunlaşır. Ağaçları çok verimlidir. Dış pazarın çok beğendiği kalite bir çeşittir. Meyve yuvarlak, puslu bordo-kırmızı renkte, orta derecede tatlı, ortalama 40-50 gram ağırlığındadır.   

7.3.4. Sugar
Temmuz sonunda olgunlaşır. Meyve ağırlığı ortalama 40-50 gramdır. Meyve yumurta şeklinde, kırmızı-mor renkli, pusludur. Meyve eti koyu sarı, tatlı, sulu ve hafif aromalıdır.

8. ERİKTE EN ÇOK RASTLANILAN HASTALIK ve ZARARLILAR İLE BUNLARLA MÜCADELE METODLARI

8.1. Erik İç Kurdu  (Cydia Funebrana): Erik iç kurdu, özellikle Ege, Marmara, Karadeniz, Orta ve Güney Anadolu bölgelerinde yaygın olarak erik, kayısı, akdiken ve kiraz ağaçlarında zarar yapmaktadır. Zararlı larvası  meyveye sap dibinden yanlardan ve iki meyvenin birbirine değdiği yerden meyveye girer. Mayısın ilk haftasından itibaren kelebekler çıkarak meyveye zarar vermeye Haziran ayının sonuna kadar devam ederler. Mekanik mücadele olarak kurtlu meyveler toplanarak toprakta açılan derin çukurlara gömülmelidirler. Kimyasal mücadelede etkili maddesi Phosalone, Azinphos Methyl veya Carbaryl olan ilaçlardan 100 lt suya 200 g kullanılır.

8.2. Erik Testereli Arısı (Hoplocampa flava L.): Erik testereli arısı larvası meyveyi bezelye veya fındık büyüklüğünde olduğu çağla döneminde delerek, meyvenin dökülmesine yol açar. Meyvenin çekirdek evini yer. Orta Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde bazı iller, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Hatay, Diyarbakır ve Gaziantep, Karadeniz bölgesinde Amasya, Samsun ve Tokat, Doğu Anadolu bölgesinde Elazığ ve Malatya illerinde zarar yapar. Kültürel mücadele için testereli arı görülen bahçelerde kışın toprak işlemesi yapmak suretiyle zarar azaltılabilir. Kimyasal mücadelede tam çiçeklenme döneminde veya çiçek taç yaprakları dökülürken Parathion Methyl, Endosülfan, Phosalone veya Azinphos-Methyl gibi etkili madde içeren ilaçlardan birinden 200 ml si 100 ml suda çözdürülerek kullanılır.

Ceviz Bahçesi Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Cevizde Yatırıma başlamadan önce neler yapılmalı?

- Ekolojik ve toprak koşulları değişik boyutlardan incelenerek, riskler gözden geçirilmeli.
- Çeşit seçimi konusunda dikkatli davranılmalı.
- Kaliteli ve yeterli sulama suyu temin edilmeden yatırım yapılmamalı.
- Sulama sistemi olarak damla ve mini yağmurlama kullanılmalı.
- Toprak ve su analizi olmazsa olmaz konulardır.
- Tuzluluk ve PH konusuna özen gösterilmeli.
- Kesinlikle iyi bir toprak hazırlığının fidan gelişimini etkilediği unutulmamalı.

Ceviz Bahçesi Kurma

Çok uzun yaşayan ve aşı ile çoğaltılması oldukça zor olan cevizde, bahçe kurmadan önce bölgenin ekolojik özelliklerinin iyi bilinmesi gereklidir. Ceviz kışları çok aşırı ve sürekli düşük sıcaklığın hakim olduğu bölgeler ile yazları çok aşırı sıcak olan yerlerde yetiştirilmemelidir.
Cevizler derine inen güçlü bir kök sistemine sahip oldukları için toprak derinliğinin en az 2- 2.5 m olması ve geçirimsiz katmanların olmaması gerekir
. Yetiştiricilik yapılacak bölgenin topraklarında fazla alkalilik ve tuzluluk sorunları bulunmamalıdır.

Cevizde Çeşit seçimi

Cevizlerde erkek ve dişi çiçeklerin farklı zamanlarda olgun hale gelme durumu (dichogamy) yaygındır. Bu durumda erkek ve dişi çiçekleri aynı zamanda olgunlaşan homogam tip ve çeşitler yanında erkek çiçekleri önce olgunlaşan (protandry) ve dişi çiçekleri önce olgunlaşan (protogyny) çeşitler bulunmaktadır. Bundan dolayı ceviz bahçesi kurarken mutlaka ya erkek ve dişi çiçekleri aynı zamanda olgunlaşan (homogamy) bir çeşit yada erkek ve dişi çiçeklerinin olgunlaşması aynı döneme gelen birden fazla çeşit ile karışık bir dikim tercih edilmelidir.

Ceviz Dikimi

Dikim aralıkları ekolojik ve bakım koşullarına göre değişirse de cevizlerde en ideal dikim aralıkları; 12 x 12 m, 10 x 10 m, 10 x 8 m veya 8 x 8 m’dir.
Fidanların dikimleri dinlenme döneminde (yaprak dökümünden itibaren) yapılmaya başlanır ve gözler uyanıncaya kadar devam eder. Fidanların sökümü çok dikkatli bir şekilde yapılarak köklerin zarar görmemelerine özen gösterilmelidir. Dikim sırasında fidanlarda özellikle kök budaması yapılmalıdır. Dikim çukurları en az 60- 70 cm genişlikte ve 80- 100 cm derinlikte açılmalıdır. Fidanlar aşı noktaları toprak üstünde kalacak şekilde dikilmeli ve çukurlar bahçedeki üst toprak ile doldurulmalıdır. Dikimden hemen sonra fidanlara can suyu verilmelidir. Dikim yapıldıktan sonra, ilerideki kereste durumu da düşünülerek, fidan gövdeleri toprak yüzeyinden yaklaşık 1- 1.5 m yukarıdan kesilmeli ve taçlandırma budaması yapılmalıdır. Bundan sonra bölgedeki hakim rüzgarlar göz önünde tutularak fidanlar hereklere bağlanmalıdır. Yazları sıcak ve kurak olan bölgeler ile su kaynağı az olan yerlerde dikimden sonra su kaybını önlemek amacıyla yabancı ot veya hububat saplarıyla malçlama yapmak yerinde olur.

Toprak işleme

İlkbahar aylarında toprak tava geldiğinde derin bir sürüm yapılır. Bu dönemdeki toprak işleme toprağın havalandırılması yanında yabancı ot kontrolünün sağlanması bakımından da çok önemlidir. Yaz aylarında da duruma göre yabancı ot kontrolü bakımından toprak işleme yapılabilir. Sonbahar aylarında pullukla yapılacak sürüm, yağmur ve kar sularının toprağa işlemesi ve toprakta tutulması bakımından önemlidir. Toprak işlenirken köklerin yaralanmamasına özen gösterilmelidir.